corbata
colombiana (kolombiya kravatı) , çok fiyakalı bir öldürme biçimi. kurbanın
dili, boğazı kesilerek bir kravat gibi alttan dışarı çıkatılıyor. bunu
yapmadaki amaç ise kurbanın eşine, dostuna, mensup olduğu düşman çeteye
fotoğrafını yollayarak feyz almasını sağlamak ve korku yaratmak..
bu yöntemin mucidi: dünyanın gelmiş geçmiş en inatçı suçlusu, en büyük uyuşturucu kralı, meddelin kartelinin patronu don pablo emilio escobar gaviria.
pablo escobar, işleri bu kadar büyütmeden önce de suçu seviyor.. daha lise yıllarında, araba ve mezar taşı hırsızlıklarında ustalaşıyor; bu yetenek ve şevkle kolombiya gibi bir ülkede ünlenmesi zor olmuyor. biraz daha tanınıp palazlanınca kokain işine giriyor. 1970'lerde, 10.000'in üzerinde silahlı adamı ile birlikte amerika, porto riko, meksika'yı da içine alan dev bir uyuşturucu imparatorluğunun başı haline geliyor.. 1980'ler ise pablo escobar'ın altın yılları.. işleri o kadar büyütüyor ki; hakkında af çıkartılması karşılığında kolombiya' nın bütün dış borçlarını ödemeyi teklif edecek kadar sözü geçiyor.
meddelin şehri ise pablo escobar'ın adıyla anılıyor. uyuşturucudan kazandığı gelirin bir kısmıyla şehirde hastaneler, okullar, futbol sahaları ve bir metro sistemi yaptırıyor. 1989 senesinde forbes dergisinde dünyanın en zengin yedinci adamı ilan ediliyor. söylentilere göre, alışverişlerinde 20lik banknotlar dışında para kabul etmiyor ve saymak zor geldiği için paraları tartıyor. uyuşturucu sevkiyatı için okyanusta bi ada satın alıp üzerine havaalanı yaptırıyor, gelecek planlarına dolmabahçe sarayı'nı soymayı bile ekliyor. ayrıca kazandığı ilk 1milyonunu harcamayıp, uğur olarak sakladığı dedikoduları da var.
kartel, zengin kolombiyalı ailelerin çocuklarını kaçırmaya başlayınca olaylar basını iyice meşgul ediyor, pablo escobar amerikanın gözüne fazla batmaya başlıyor. ek olarak, sovyetler birliğinin dağılmasından sonra, kolombiya mafyasının gözünü doğu avrupa'ya dikmiş olması da bunun bir etkeni.. olaylara son noktayı, escobar ile işbirliği içinde olan farc gerilalarından kurtulmak isteyen kolombiya hükümetinin, amerika'dan yardım istemesi koyuyor.
bunun üzerine 1991'de amerika ve escobar arasında sweethart deal isimli bir anlaşma yapılıyor. anlaşma şöyle: escobar amerika'ya yargılanmaya gönderilmeyecek, ancak ülkesinde hapse girecek.
böylece pablo escobar, kontrolün tamamen kendisinde olduğu, şanına yakışır bir hapishane yaptırıyor. adını da la catedral koyuyor. la catedral'e hapishane demek çok güç.. her bir köşesi escobar ve geniş ailesinin zevkine göre döşenmiş bir malikane.. girşinde süs olarak, uyuşturucu taşımak için aldığı ilk uçak var. içerde ise yok yok. en uçuk örnek, dünyanın dört bir köşesinden getirttiği hayvanları ile birlikte bir hayvanat bahçesi ve bir şelale. en sevdiği hayvan ise hippopotamlar. bu hayvanların koleksyonunu yapıyor ve bu sırada hapishanesinde sevkiyatlarına, tahsilatlarına da huzurla devam ediyor.
1992' de la catedral'in fotoğrafları basına sızıyor. kolombiya ve amerikan hükümeti izzet ve bereket içinde yaşayan escobar yüzünden dünya kamuoyuna rezil oluyor. pablo escobar'ın başka bir hapishaneye nakli kararlaştırılıyor. bunu duyan escobar kaçıyor, daha doğrusu malikanesini terkediyor. kırmızı bültenle aranan escobar, amerika'da ve kolombiya'da korumaları ve rüşvet verdiği köylüler sayesinde bir süre saklanmaya devam ediyor. bu sırada amerikan hükümeti pablo escobar'ı yakalamak üzere search blog adında amerikalı ve kolombiyalı asker ve polislerden oluşan resmi bir manga kuruyor. bir de güya escobar'ın kurbanlarının kurduğu los pepes adında bir intikam örgütü daha kuruluyor. search blog yasal takip işlerini, los pepes ise pis işleri hallediyor. bu koordine çalışma sayesinde escobar'ın ailesi, arkadaşları ve kartelin önde gelenleri teker teker öldürülüyor. yalnız kalan ve köşeye sıkışan escobar, meddelin'de saklanmaya başlıyor. bütün bu kovalamacanın sonu,1993' de, öldürüleceğini
düşündüğü oğlu ile telefon ile konuştuğu sırada yerinin tespit edilmesiyle sona
eriyor. sığınmak için çıktığı evinin çatısında, search blog ile yaptığı silahlı
çatışmada başından vurularak öldürülüyor.
hayatı boyunca tek bir sigara içmemiş, uyuşturucudan da, müptelalarından da nefret eden ve öldürülmeden önce dünya uyuşturucu piyasasının %90'ına tek başına sahip olan don pablo escobar'ın hayatı, ününe yakışan bir şekilde sona eriyor.
escobar ile ilgili detaylı bilgi için, killing pablo adlı kitap okunabilir ve aynı isimdeki belgesel buradan bulunup izlenebilir.
bu yöntemin mucidi: dünyanın gelmiş geçmiş en inatçı suçlusu, en büyük uyuşturucu kralı, meddelin kartelinin patronu don pablo emilio escobar gaviria.
pablo escobar, işleri bu kadar büyütmeden önce de suçu seviyor.. daha lise yıllarında, araba ve mezar taşı hırsızlıklarında ustalaşıyor; bu yetenek ve şevkle kolombiya gibi bir ülkede ünlenmesi zor olmuyor. biraz daha tanınıp palazlanınca kokain işine giriyor. 1970'lerde, 10.000'in üzerinde silahlı adamı ile birlikte amerika, porto riko, meksika'yı da içine alan dev bir uyuşturucu imparatorluğunun başı haline geliyor.. 1980'ler ise pablo escobar'ın altın yılları.. işleri o kadar büyütüyor ki; hakkında af çıkartılması karşılığında kolombiya' nın bütün dış borçlarını ödemeyi teklif edecek kadar sözü geçiyor.
meddelin şehri ise pablo escobar'ın adıyla anılıyor. uyuşturucudan kazandığı gelirin bir kısmıyla şehirde hastaneler, okullar, futbol sahaları ve bir metro sistemi yaptırıyor. 1989 senesinde forbes dergisinde dünyanın en zengin yedinci adamı ilan ediliyor. söylentilere göre, alışverişlerinde 20lik banknotlar dışında para kabul etmiyor ve saymak zor geldiği için paraları tartıyor. uyuşturucu sevkiyatı için okyanusta bi ada satın alıp üzerine havaalanı yaptırıyor, gelecek planlarına dolmabahçe sarayı'nı soymayı bile ekliyor. ayrıca kazandığı ilk 1milyonunu harcamayıp, uğur olarak sakladığı dedikoduları da var.
kartel, zengin kolombiyalı ailelerin çocuklarını kaçırmaya başlayınca olaylar basını iyice meşgul ediyor, pablo escobar amerikanın gözüne fazla batmaya başlıyor. ek olarak, sovyetler birliğinin dağılmasından sonra, kolombiya mafyasının gözünü doğu avrupa'ya dikmiş olması da bunun bir etkeni.. olaylara son noktayı, escobar ile işbirliği içinde olan farc gerilalarından kurtulmak isteyen kolombiya hükümetinin, amerika'dan yardım istemesi koyuyor.
bunun üzerine 1991'de amerika ve escobar arasında sweethart deal isimli bir anlaşma yapılıyor. anlaşma şöyle: escobar amerika'ya yargılanmaya gönderilmeyecek, ancak ülkesinde hapse girecek.
böylece pablo escobar, kontrolün tamamen kendisinde olduğu, şanına yakışır bir hapishane yaptırıyor. adını da la catedral koyuyor. la catedral'e hapishane demek çok güç.. her bir köşesi escobar ve geniş ailesinin zevkine göre döşenmiş bir malikane.. girşinde süs olarak, uyuşturucu taşımak için aldığı ilk uçak var. içerde ise yok yok. en uçuk örnek, dünyanın dört bir köşesinden getirttiği hayvanları ile birlikte bir hayvanat bahçesi ve bir şelale. en sevdiği hayvan ise hippopotamlar. bu hayvanların koleksyonunu yapıyor ve bu sırada hapishanesinde sevkiyatlarına, tahsilatlarına da huzurla devam ediyor.
1992' de la catedral'in fotoğrafları basına sızıyor. kolombiya ve amerikan hükümeti izzet ve bereket içinde yaşayan escobar yüzünden dünya kamuoyuna rezil oluyor. pablo escobar'ın başka bir hapishaneye nakli kararlaştırılıyor. bunu duyan escobar kaçıyor, daha doğrusu malikanesini terkediyor. kırmızı bültenle aranan escobar, amerika'da ve kolombiya'da korumaları ve rüşvet verdiği köylüler sayesinde bir süre saklanmaya devam ediyor. bu sırada amerikan hükümeti pablo escobar'ı yakalamak üzere search blog adında amerikalı ve kolombiyalı asker ve polislerden oluşan resmi bir manga kuruyor. bir de güya escobar'ın kurbanlarının kurduğu los pepes adında bir intikam örgütü daha kuruluyor. search blog yasal takip işlerini, los pepes ise pis işleri hallediyor. bu koordine çalışma sayesinde escobar'ın ailesi, arkadaşları ve kartelin önde gelenleri teker teker öldürülüyor. yalnız kalan ve köşeye sıkışan escobar, meddelin'de saklanmaya başlıyor. bütün bu kovalamacanın sonu,
hayatı boyunca tek bir sigara içmemiş, uyuşturucudan da, müptelalarından da nefret eden ve öldürülmeden önce dünya uyuşturucu piyasasının %90'ına tek başına sahip olan don pablo escobar'ın hayatı, ününe yakışan bir şekilde sona eriyor.
escobar ile ilgili detaylı bilgi için, killing pablo adlı kitap okunabilir ve aynı isimdeki belgesel buradan bulunup izlenebilir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder