8 Şubat 2012 Çarşamba

mamihlapinatapai

"mamihlapinatapai" arjantin ve şili'nin güneyinde, tierra del fuego yerlilerinin kullandığı yaghan diline ait bir sözcük. tercüme edilmesi en zor kelimelerden biri. ayrıca guinness rekorlar kitabı'na da en "az ve öz" sözcük olarak girmiş. anlamı şu: ikimizin de istediği ancak söylemeye çekindiği bir şeyi yapmayı birbirimizden umarak,karşılıklı bakışmak.



24 Ocak 2012 Salı

kadınları anlamak


geçtiğimiz yıllarda film yapımcısı  yang yueqing, belgesel çekmek üzere geldiği çin'in güney batısındaki hunan bölgesindeki kadınların, hiç bir erkeğin anlamadığı gizli bir dilde konuştuklarını keşfetti. 
"nushu" adı verilen bu dil, tahminen milattan sonra 3. yüzyılda hunanlı kadınlar tarafından birbirleriyle haberleşmek için geliştirildi. feodal çin'de kadınlar sadece mal ve cinsel meta olarak görülüyordu. bu dilin ortaya çıkış sebebinin, kadınlara okuma yazma öğretilmemesi olduğu düşünülüyor.  önce kırsal kesimde yaşayan kadınlar arasında geliştirilen, sonra kentlere yayılan ve yazı dili de oluşturulan nushunun karakterleri  çin'de çok yaygın olarak kullanılan hanzi alfabesine benziyor ancak daha akıcı ve dörtgenimsi bir stili var. "kadının alfabesi" anlamına gelen "nushu" dünya üzerindeki kadına özel tek dil. 
nushu dili kadın kullanıcıları tarafından karşı cinsten büyük bir gizlilikle saklanmış, çünkü yeni bir dil üretmenin cezası ölüme kadar varabiliyormuş. nushu dilini bilen bir kadın öldüğünde ona ait yazılı kumaşlar ve nakışlar da yok edilirmiş. günümüzde, nushu diline ait kültürel miras azımsanmayacak kadar zengin. bu dilin alfabesi, şiirleri, şarkıları, yazılı ürünleri ve nushu dilini öğreten öğretmenler var.  birkaç yıl öncesinde de nushu dilinde yaklaşık 1800 sözcüğü ve çince karşılıklarını içeren bir sözlük hazırlanmış.  
nushu dilini keşfeden   yang yueqing tarafından, 1999 yılında " nushu: a hidden language of women in china" adlı bir belgesel film çekildi. 

23 Ocak 2012 Pazartesi

thanksgiving day


şükran günü abd'de ve kanada'da farklı günlerde kutlanan ulusal bir bayramdır. abd'de kasım ayının dördüncü perşembesinde,  kanada'da ise ekim ayının ikinci pazartesi günü kutlanır .
şükran gününün kökeni : 1620'lerde avrupa'dan yerleşim için may flower gemisiyle abd’ye gelen pilgrimler aylarca süren yolculuktan dolayı yorgun, hasta ve açtırlar. amerikan yerlileri onları karşılar ve yiyecek verir, hindi avlamasını, mısır ekmesini öğretirler. üç yıl sonra ingiliz vali william bradford büyük bir yemek hazırlar ve kızılderilileri çağırır. kızılderililerin şefi massasoit 90 kişiyle bu törene katılır.
o günden sonra her hasat sonrasında yemek geleneği sürer. 1863’de başkan abraham lincoln'un önerisiyle şükran günü ulusal bayram ilan edilir.
madalyonun öbür yüzü:  tarih kazanan tarafın tarihçileri tarafından yazılır. amerikanın keşfi sürecinde, kuzey ve güney amerika'da en az 40 milyon kızılderili, kırım ve katliamlarla 10 milyona indi. abd'nin resmi makamları her kızılderili kellesi için 5 dolar ödedi ve devlete ait binaların bodrumları kzılderili kafataslarıyla dolmuş taştı. ilk biyolojik silah da o dönemde kızılderililer üzerinde uygulandı. sürgüne gönderilen kızılderililere yardım olarak dağıtılan battaniyelere çiçek mikrobu bulaştırılarak çok sayıda insanın öldürülmesi sağlandı. köylere tüfeklerle giren askerler halkı toplu olarak katletti ve kabile şeflerini işkence yaparak öldürdü. 
geçen zaman içinde amerikan kültürü kızılderili tarihini anlamsızlaştırılarak unutturdu. soykırıma uğratılan cherokee kabilesi otomobil markası, tomahawk abd füzesi, apache askeri helikopter ismi oldu. 
bunun içindir ki, şükran günü kızılderililer arasında yas günü olarak kutlanıyor. 

çay partisi

1773'te abd'deki boston'lu kolonistler amerikan bağımsızlık savaşını çıkartan eylemlerden birisini gerçekleştirdiler.
o dönemde çay, amerika'ya büyük britanya'dan geliyordu ve amerikalı tüccarlar da gelen çayı halka satıyorlardı.
İngiliz kanunlarında, parlamentoda temsilci bulundurmadıkları için kuzey amerikalı yerleşimcileri diğer britanya vatandaşları gibi doğrudan vergilendirmek mümkün değildi. ingilizler de bu maddi kayıplarını çay ve şeker gibi günlük tüketim mallarındaki vergileri büyük oranda artırarak telafi etmeye çalıştılar. 
16 aralık 1773 sabahı, vergileri protesto etmek için boston'lu tüccarlar tarafından örgütlenen çeteler kızılderili kılığında ingiliz gemilerine yüklenen çayları denize döktüler.
boston çay partisi'nin ardından britanya mallarına karşı protesto ve boykot eylemleri devam etti. büyük britanya bunun üzerine denize dökülen çayların parasının ödenmesi, boston limanının kapanması, yeni ve daha ağır vergilerin konması gibi daha sert politikalar izlemeye başladı.

bütün bu çatışmanın ardından ingiliz sömürgeciliğine karşı genel bir isyan ve 1775-76 amerikan bağımsızlık savaşı başladı.
günümüzde ise "çay partisi", abd'de obama hükümetinin mali politikalarını ve değişim vaatlerinin gerçekleşmemesini protesto edenlerin oluşturduğu bir halk hareketinin adıdır.
bütün bunların dışında:  the tea party / psychopomp

ölümsüzlük

robert jay lifton, ikinci dünya savaşından sonra; savaş, siyasi şiddet, nazi doktorları ve düşünce reformu ile ilgili teorileri ile gandhi barış ödülü kazanmış amerikalı bilim adamı ve psikiyatristtir.
robert jay lifton; 
"ölümsüzlüğümüze inanmamızın dört yolu vardır" der. 
"kalıtımsal ölümsüzlükte çocuklarımız, torunlarımızla gelecekte varlığımızı sürdürürüz. dini ölümsüzlükte, cennette yaşamanın, nirvanaya ulaşmanın vaadi vardır. mimarlar, müzisyenler, ressamlar, matematikçiler eserleriyle ölümsüzleşebilirler. devrimci ölümsüzlükte, hepimiz bir şeyi yapıp yapmamak, söyleyip söylememekle, tarihimizin tek belirleyicileri olduğumuzun bilincindeysek, ilelebet var olacağız demektir."
robert jay lifton -nazi doctors adında 2009 yılı yapımı bir belgesel-film de mevcut. 

corbata colombiana


corbata colombiana (kolombiya kravatı) , çok fiyakalı bir öldürme biçimi. kurbanın dili, boğazı kesilerek bir kravat gibi alttan dışarı çıkatılıyor. bunu yapmadaki amaç ise kurbanın eşine, dostuna, mensup olduğu düşman çeteye fotoğrafını yollayarak feyz almasını sağlamak ve korku yaratmak..
bu yöntemin mucidi: dünyanın gelmiş geçmiş en inatçı suçlusu, en büyük uyuşturucu kralı, meddelin kartelinin patronu don pablo emilio escobar gaviria. 
pablo escobar, işleri bu kadar büyütmeden önce de suçu seviyor.. daha lise yıllarında, araba ve mezar taşı hırsızlıklarında ustalaşıyor; bu yetenek ve şevkle kolombiya gibi bir ülkede ünlenmesi zor olmuyor. biraz daha tanınıp palazlanınca kokain işine giriyor. 1970'lerde, 10.000'in üzerinde silahlı adamı ile birlikte amerika, porto riko, meksika'yı da içine alan dev bir uyuşturucu imparatorluğunun başı haline geliyor.. 1980'ler ise pablo escobar'ın altın yılları.. işleri o kadar büyütüyor ki; hakkında af çıkartılması karşılığında kolombiya' nın bütün dış borçlarını ödemeyi teklif edecek kadar sözü geçiyor.
meddelin şehri ise pablo escobar'ın adıyla anılıyor. uyuşturucudan kazandığı gelirin bir kısmıyla şehirde hastaneler, okullar, futbol sahaları ve bir metro sistemi yaptırıyor. 1989 senesinde forbes dergisinde dünyanın en zengin yedinci adamı ilan ediliyor. söylentilere göre, alışverişlerinde 20lik banknotlar dışında para kabul etmiyor ve saymak zor geldiği için paraları tartıyor. uyuşturucu sevkiyatı için okyanusta bi ada satın alıp üzerine havaalanı yaptırıyor, gelecek planlarına dolmabahçe sarayı'nı soymayı bile ekliyor. ayrıca kazandığı ilk 1milyonunu harcamayıp, uğur olarak sakladığı dedikoduları da var.
kartel, zengin kolombiyalı ailelerin çocuklarını kaçırmaya başlayınca olaylar basını iyice meşgul ediyor, pablo escobar amerikanın gözüne fazla batmaya başlıyor. ek olarak, sovyetler birliğinin dağılmasından sonra, kolombiya mafyasının gözünü doğu avrupa'ya dikmiş olması da bunun bir etkeni.. olaylara son noktayı, escobar ile işbirliği içinde olan farc gerilalarından kurtulmak isteyen kolombiya hükümetinin, amerika'dan yardım istemesi koyuyor.
bunun üzerine 1991'de amerika ve escobar arasında sweethart deal isimli bir anlaşma yapılıyor. anlaşma şöyle: escobar amerika'ya yargılanmaya gönderilmeyecek, ancak ülkesinde hapse girecek.
böylece pablo escobar, kontrolün tamamen kendisinde olduğu, şanına yakışır bir hapishane yaptırıyor. adını da la catedral koyuyor. la catedral'e hapishane demek çok güç.. her bir köşesi escobar ve geniş ailesinin zevkine göre döşenmiş bir malikane.. girşinde süs olarak, uyuşturucu taşımak için aldığı ilk uçak var. içerde ise yok yok. en uçuk örnek, dünyanın dört bir köşesinden getirttiği hayvanları ile birlikte bir hayvanat bahçesi ve bir şelale. en sevdiği hayvan ise hippopotamlar. bu hayvanların koleksyonunu yapıyor ve bu sırada hapishanesinde sevkiyatlarına, tahsilatlarına da huzurla devam ediyor.
1992' de la catedral'in fotoğrafları basına sızıyor. kolombiya ve amerikan hükümeti izzet ve bereket içinde yaşayan escobar yüzünden dünya kamuoyuna rezil oluyor. pablo escobar'ın başka bir hapishaneye nakli kararlaştırılıyor. bunu duyan escobar kaçıyor, daha doğrusu malikanesini terkediyor. kırmızı bültenle aranan escobar, amerika'da ve kolombiya'da korumaları ve rüşvet verdiği köylüler sayesinde bir süre saklanmaya devam ediyor. bu sırada amerikan hükümeti pablo escobar'ı yakalamak üzere search blog adında amerikalı ve kolombiyalı asker ve polislerden oluşan resmi bir manga kuruyor. bir de güya escobar'ın kurbanlarının kurduğu los pepes adında bir intikam örgütü daha kuruluyor. search blog yasal takip işlerini, los pepes ise pis işleri hallediyor. bu koordine çalışma sayesinde escobar'ın ailesi, arkadaşları ve kartelin önde gelenleri teker teker öldürülüyor. yalnız kalan ve köşeye sıkışan escobar, meddelin'de saklanmaya başlıyor. bütün bu kovalamacanın sonu, 1993' de, öldürüleceğini düşündüğü oğlu ile telefon ile konuştuğu sırada yerinin tespit edilmesiyle sona eriyor. sığınmak için çıktığı evinin çatısında, search blog ile yaptığı silahlı çatışmada başından vurularak öldürülüyor.
hayatı boyunca tek bir sigara içmemiş, uyuşturucudan da, müptelalarından da nefret eden ve öldürülmeden önce dünya uyuşturucu piyasasının %90'ına tek başına sahip olan don pablo escobar'ın hayatı, ününe yakışan bir şekilde sona eriyor.
escobar ile ilgili detaylı bilgi için, killing pablo adlı kitap okunabilir ve aynı isimdeki belgesel buradan bulunup izlenebilir.

kimjongilia

kimjongilia bir begonya çeşidi. kuzey kore'nin sevgili önderi ve devlet başkanı kim jong-il için, japon bir botanist tarafından yetiştirilmiş. kim jong-il, kuzey kore'nin (kore demokratik halk cumhuriyeti) ilk lideri kim il-sung'un oğlu ve varisi olan kişi.. 1994'den günümüze kadar kuzey kore'de başkanlık yapıyor, at koşturuyor.
kuzey kore ile ilgili söylenecek çok fazla şey var. kısaca şöyle: 1945'de japonya'dan bağımsızlığını ilan etmek isteyen kore, dış ülkelerin de katıldığı bir savaşa başlıyor. bu sırada 2 'ye bölünüyor. korenin güneyi amerika (+ bm, ingiltere, türkiye, fransa) tarafından; kuzeyi de sscb ve çin tarafından destekleniyor. zaten kuzey kore kurucusu kim il sung, eski bir gerilla lideri ve sscb askeri. savaş bitince (1948-1949), kuzey kore lideri kim-il sung, kendisine adeta tanrı gibi tapınılan, son derece katı askeri bir rejime sahip yeni kuzey kore'yi kuruyor.
öyle ki, kuzey kore vatandaşlarının liderlerinden "ebedi önder" sıfatını kullanmadan bahsetmeleri yasak, erkeklerin 28 kadınların 25 yaşından önce evlenmeleri yasak, zaten ülkede internet yok, medya sadece ulusal propaganda için var, ithal mal diye birşey yok , insanlar, kişi başına 900 dolar yıllık gelirle açlar.. 1994 yılından bu yana 2 milyon kuzey koreli'nin, yani her 10 kişiden birinin açlıktan ölmüş olabileceği hesaplanıyor. bütün paralar askeriye bütçesine harcanıyor.. vb..
gelelim günümüze..."ebedi lider" 1993 'de hakkın rahmetine kavuşuyor. yerine oğlu "sevgili lider" geçiyor. adı kim jong-il, çok enteresan bir adam. babasından sonra, dış basın tarafından tahtında tecrübesizlikle eleştirilse de, geçen yıllar içinde propaganda ve baskı ile kendisine gereken gücü sağlıyor. yöntem ve yaptırımları ilginç.. doğumu sırasında gökyüzünde 2 tane gökkuşağı çıktığını iddia ediyor, doğumgünü kutlamasına katılmayanları hapse attırıyor. aynı zamanda şişesi 630 dolar olan hennessy konyaklarının en iyi müşterisi. deniz kıyısındaki sarayında suni dalgacıkların olduğu özel yapım bir havuzda, yanında bir kadın doktor ve bir hemşire ile birlikte kulaç atarak yüzüyor.
kim jong-il ayrıca sıkı bir sinema düşkünü. daha iktidara gelmeden önce kendine özel bir sinema salonu kurduruyor. izleyip beğendiği yabancı filmlerin uyduruk kore versiyonlarını çektiriyor. hatta kuzey kore film endüstrisi kalkınsın diye güney koreli bir yönetmen ile oyuncu eşini kaçırtıyor. karşısına geldiklerinde ise şu soruyu soruyor: "fiziğimi nasıl buluyorsunuz?" karı koca 8 yıldan sonra ülkelerine zor dönüyorlar. söylentiye göre sarayında 3 karısı ve soytarıları var. aşklarından biri de zaten filmlerde görüp, aşık olup, hong kong'dan kaçırttığı oyuncu choi un hui...
yakınlarda, kuzey kore tarafından kaçırılan 5 japon, 24 yıl sonra aileleriyle buluşunca, kim jong-il bu buluşmaya 1 saat geç gidiyor, üstüne üstlük "kusura bakmayın yıllar önce 13 japonu kaçırdık" diyor.
halen de nükleer programına devam ederek, sağa sola tehditler savuruyor.
kim jong-il, japonya'yı dünya üzerinden silmeye yemin etmiş. hatta bir gün japonya'ya füze atıyor fakat füze japonyayı geçip okyanusa düşüyor..
ayrıca kısa boylu olmasına da kafayı takmış durumda. asker postalları topuklu, törenlerde yakınında duracak askerler kim jong-il'den kısa olanlar arasından itina ile seçiliyor.
aynı zamanda kendisi bir reklam yıldızı, 2 sene içinde 6 opera yazmış, bir de pyongyangdaki juche (kendine yetmek) kulesini dizayn etmiş.. özgeçmişine göre de bir jet pilotu... aynı zamanda makine, inşaat, bilgisayar mühendisi, şair, yazar, tarihçi, asker ve sinemacı...
kim jong-il'in de bir terslik olmazsa ileride hükümdarlık koltuğuna oturacak bir oğlu mevcut. ancak oğlanın zihinsel engelli olduğu dedikodusu var, ve bu kamuoyundan itina ile saklanıyor. 2001'de çocuk sahte pasaportla japonya'ya kaçarken yakalanıyor. disneyland'a gitmek istiyormuş.....
korenin bu ilginç diktatörüyle ilgili yapılmış bir de film var..işte burada

missing manic 4real

richey edwards, ingiltere'de doğmuş, büyümüş, tahsilini politika tarihi üzerine yapmıştır. 1986'da kurulan manic street preachers grubunun önce şoförü 1989'dan beri de gitarist ve söz yazarıdır. müziğe olduğu kadar, edebiyata da düşkün, asi görünümlü bir gençtir richey...
gruba ilk katılışı suicide alley single kapağını tasarlamasıyla gerçekleşir. makyajı, kıyafetleri ve farklı şarkı sözleriyle dönemin gençliği ve müzik endüstrisi üzerinde ani bir etkiye sebep olur. uyuşturucu, alkol, anoreksiya, kendine fiziksel zarar verme gibi rock müzisyenlerinde hoş karşıladığımız bazı özelliklere sahiptir.
richey ile ilgili şimdiye kadarki kısımda bir ilginçlik yok. olaylar 1995 senesinin soğuk bir kış sabahında gerçekleşiyor. londra'da kaldığı otelden sabah 7'de bir chevrolet cavalier ile çıkarken son kez görülür. kayıp ihbarı verildikten bir süre sonra arabası boş bir halde yakınlardaki bir köprüde bulunur. richey ortada yoktur. grup üyeleri ve hayranlar şoktadır. grup üyeleri ve richey'nin ailesi , richey'nin öldüğü kanıtlanana kadar kayıp dosyalarını kapattırmazlar, aramayı sürdürürler. hayranların bir kısmı intihar etti derken, bir kısmı zaten depresifti, şöhret ona göre değildi, hindistan goa'ya keyfine bakmaya gittiğini düşünmeye devam eder.
resmi makamlar 13 senedir kayıp olan richey'nin ölümünü 2008'in kasım ayında artık açıklarlar.
manic street preachers ise geçen 13 senede 6 albüm daha kaydeder.

katil zanlısı vokalist


bertrand cantat, aylarca beyoğlu sokaklarında susmayan şarkıları "le vent nous portera" ile türkiye'de ünlenen noir desir grubunun yakışıklı fransız vokalisti. noir siyah demek, desir ise arzu. yani siyah arzu..
asıl olay şu: sene 2003, bertrand bir akşam girdiği sinir krizi sonrası, sevgilisi (sinema sanatçısı, alımlı, fransız bir bayan) marie trintignant'ın ölümüne yol açyor. raporlarda, marie'nin litvanya'da bir otelde feci şekide dövülerek komaya sokulduğu ve bu sebebten öldüğü yazmakta . bertrand cantat 8 yıl hapse mahkum oluyor. hayranları şaşkın.. kariyerinde tavan yapmış bir şarkıcının cinayete karışması, hem de katil rolünde..
ancak bertrand cantat hapiste iyi halinden dolayı çok uzun kalmıyor ve mart 2004' te şartlı tahliye ile salıveriliyor. tahliyenin şartlarından biri ölen sevgilisi hakkında konuşmamak diğeri de düzenli olarak psikolojik muayneden geçmek.
noir desir grubu müzik faaliyetlerine halen devam ediyor. ancak bertrand'ın 2010'a kadar basında yer alması yasak , bu yüzden kayıtlar bertrand'ın köy evinin bahçesinde yapılmakta..
grubun yepyeni web sitesi, gelecek konserleri, albümleri, şarkıları buradan takip edilebilir.